Niş pazar dediğimiz şey; içinde çalışacağımız, faaliyet göstereceğimiz ve bize belirli bir çerçeve çizecek olan koçluk alanımızdır. Bu yazıda niş alanın ya da niş pazarın tam olarak ne olduğunu 3 örnek üzerinden anlatacağım. Niş alan, niş kitle, hedef kitle kavramlarını somutlaştırıp kendi işiniz konusunda netleşmenize bir adım daha katkıda bulunmak istiyorum. Kendinize belirli bir alan bulmadan önce niş alanın aslında ne olduğunu ve neye benzemesi gerektiğini tam olarak anlamamız önemli. 

 

Bir pazarın içinde bir çok alt segment, bölüm vardır. Bu segmentlerin altında da yine segmentler vardır. Kocaman pazarın tamamına hitap etmeye çalışmak özellikle biz bireysel girişimci koçların maddi ve manevi kaynaklarını çabucak tüketeceğinden yapabileceğimiz en akıllıca şey bu büyük piyasanın içindeki özel gruplar için özel ürünler ve hizmetler hazırlayarak o belirli kısma hizmet vermeye odaklanmaktır. Neden bir niş alan seçmenin daha iyi bir strateji olduğunu daha önce açıklamıştım zaten.

 

Diğer yazılardaki alıştırmalar sırasında sizi etkilemek istemediğim için örnekleri bu yazıda topladım.

Örnek 1: Nike

Ayakkabı pazarını ele alalım. Bu kocaman pazarın içinde her tür ihtiyaca uygun on binlerce segment sayabiliriz. Gelinlik ayakkabıları, spor ayakkabıları, günlük ayakkabılar, yazlık ayakkabılar, deri ayakkabılar, bez ayakkabılar, çocuk ayakkabıları ve liste uzayıp gider.

Bu muazzam büyüklükteki pazarın içindeki her bir segmentin de bir alt segmenti vardır.

Örneğin spor ayakkabılarını ele alalım. Futbol ayakkabıları, basketbol ayakkabıları, yürüyüş ayakkabıları, tırmanma ayakkabıları, dağcılık ayakkabıları, tenis, koşu, maraton, atlama, boks vs vs vs yani neredeyse her spor dalına karşılık gelen farklı farklı ayakkabı çeşitleri vardır.

Şimdi Nike gibi bir dünya markasını ve pazar liderini ele alalım. Şu anda bir spor mağazasına girdiğimizde reyonların çoğunu kaplayan ürünlere sahip bir marka. Kendi adı altında bile mağaza açabilmesini sağlayacak ürün çeşitliliğine sahip bir şirket. İçinde neredeyse herkese göre bir şey var.

Peki bu hep böyle miydi?

Nike’ın kurucusu işe hem forma, hem çorap, hem şapka, hem çanta üreterek, hem ayakkabı üreterek mi başladı? Bir anda hem yürüyüş, hem koşu, hem, futbol, hem basketbol ayakkabıları mı yapmaya başladı?

Phil Knight pazara bir tek ürünle girdi. Spor ayakkabısı.

Kocaman spor  malzemeleri pazarında herkese yetmeye çalışmadı. Pazarın içindeki belirli bir grup için belirli bir tek ürüne odaklandı ve tüm enerjisini bu ürünü satmaya harcadı. Kendisine bir niş pazar seçti ya da bir niş pazar yarattı.

Yıllar ilerledikçe ve Nike markasının güvenililiği ve bilinirliği arttıkça ayakkabı seçeneklerini arttırdı. Neredeyse tüm segmentler için ayakkabı üretir ve satar hale gelirken forma, çorap, şapka, şal, mayo, gözlük vs gibi diğer ürünlere geçti. Önce bir noktada sağlamlaştı. Sonra bu büyük pazarın içindeki diğer ihtiyaçları da karşılamak üzere harekete geçti.

Nike’in hikayesini kısaca okumak isterseniz 10 Adımda Nike’ın Doğuşu adlı yazıyı okuyabilirsiniz.

 

Demek ki Nike bile işe bir niş alanda başladıysa bizim de “her türlü koçluk yapılır” düşüncesini bırakıp gerçekten severek çalışacağımız, tüm enerjimizi odaklayacağımız ve başarı şansımızın yüksek olduğu bir koçluk alanı belirlememiz ve buradan başlamamız mantıklı olur.

Bir yerde tutunduktan sonra alanımızı isteğimize göre sonradan genişletme şansımız her zaman var.

Siz nereden başlamayı uygun görüyorsunuz? Hangi konuyla başlamayı daha faydalı buluyorsunuz? Niş alanınızı ne kadar geniş ya da dar tutmanız gerektiğiyle ilgili bir fikir oluşturabildim umarım.

Kararınızı verirken niş alanımızla ilgili kriterler size yardım edebilir.

 

Örnek 2: Simit Sarayı

Bir örnek de ülkemizden verelim. Simit Sarayı’nı ele alalım.

Simit Sarayı markası hepimizin gözü önünde doğdu ve büyüyerek bugünkü halini aldı. Hatırlarsanız ilk simit saraylarında sadece simit ve çay vardı. Her köşe başında satılan bildiğimiz simitleri farklı, kendisine özgü bir üslupla satmaya başlayarak piyasaya girdi. Sadece simit ve çay satarak Türkiye’nin en bilinir markalarından biri haline geldi.

 

Nasıl başarılı oldu?

1- Simit Sarayı aynı ürünü farklı bir şekilde sattı. Böylece her köşe başını kapmış olan milyonlarca simitçiden kendini farklılaştırmış oldu. Simidimizi daha şık ve düzgün bir ortamda “Simidi aldık da çayı nereden bulacağız?”, “Nerede oturup yiyeceğiz?” sorularımızı da çözerek daha keyifli bir şekilde yememizi sağladı.

2- Simit Sarayı Türkiye’nin her şehrindeki on binlerce pastaneden de kendisini ayırdı. Her tür müşteriye her şeyi satmaya çalışmak yerine. Sadece simit yemek isteyen vatandaşlara simit verdi. Pasta isteyen de bana gelsin, börek isteyen de bana gelsin, poğaça isteyen de gelsin, aman klasik kahvaltı da vereyim demedi. Sadece 1 tek ürün satarak diğer tüm pastane ve börekçilerden kendisini ayırmış oldu. Bu şekilde unlu mamüller piyasasında küçük gibi görünen bir alan açmış oldu.

Şimdi Simit Saraylarına gittiğimizde onlarca çeşit simit ürününün yanı sıra başka pastane ürünleriyle de karşılaşıyoruz. Artık Simit Sarayı adını sağlamlaştırmış ve piyasada gerçekten tutunarak bir marka haline geldiği için pazarı domine etme gücü de var. Artık o başka başka ürünler satsa da bizim için her zaman Simit Sarayı olarak kalacak.

Simit Sarayı’nın ilham veren hikayesini kısaca buradan okuyabilirsiniz.

Bu örnek ile vurgulamak istediğim nokta şu: Herkes koçluk yapabilir. Siz koçluğunuzu nasıl farklılaştırarak niş bir işe dönüştürebilirsiniz? Herkes bir köşe başını tutmuş gibi görünebilir. Sizin ihtiyacınız olan belki de farklı bir koçluk yapmak değil koçluğu farklı bir şekilde yapmak olabilir? Ne dersiniz? Nasıl bir farklılık yaratarak diğer koçların arasından sıyrılıp kendinize farklı bir yer edinebilirsiniz?

Bu iki örnek de birer şirket. O nedenle bazı konular tam olarak netleşmemiş olabilir. O nedenle birey olarak marka olmuş bir örnek verelim.

Örnek 3: Prof. Dr. Haydar Dümen

Prof. Dr. Haydar Dümen’i sanırım Türkiye’de tanımayan kimse yoktur. Neden bu örneği verdim. Çünkü kendisini sadece bir tek uzmanlık alanıyla tanıyoruz.

Haydar Dümen İstanbul Tıp fakültesi mezunudur. Tıp eğitiminin üzerine nöroloji ve psikiyatri üzerine iki dalda birden uzmanlık almış. 25 yıllık devlet memurluğundan emekli olmuş.

Eğitim geçmişine baktığımızda sanırım hepimiz Haydar Dümen’in psikiyatri ve nöroloji ile ilgili sorunları olan her türlü hastaya bakabileceği konusunda hem fikiriz. Fakat, sizce diğer binlerce doktor gibi kendi alanında her konuya bakan bir hekim olarak kalsaydı onu tanıma şansımız ne olurdu? Cinsel sorunları olan birilerinin ona ulaşma şansı ve özellikle kendisinden yardım isteme şansları ne olurdu?

Belirli bir niş alan seçmek ve orada sivrilmek o belirli alanda sorunları olan kişilerin sizi çok daha kolay bulmasını sağlayan çok büyük bir avantajdır.

Kendisi pek çok meslektaşından farklı bir yol çizmiş ve uzmanlığının içinde binlerce farklı hastalığa bakabilecek iken kendine cinsel sorunları bir niş alan olarak seçmiş. Kendine özgü niş alanına ininceye kadar çalışma sahasını sürekli daraltmış. Doktor olarak herkese bakabilecek durumdayken, psikiyatri ve nörolojide uzmanlaşmayı seçmiş. Bu da yetmemiş. Alanını biraz daha daraltmış ve cinsel sorunlar konusunda çalışmayı seçmiş.

Özellikle ilgilenmiyor olsanız bile bir yerlerden kulak aşinalığı kazandığınız kişilere bir bakın ve inceleyin. Mutlaka her birisinin adlarıyla özdeşleşmiş bir uzmanlık alanları vardır. İşte bu uzmanlık alanları bu kişilerin nişleridir.

Siz belki de geniş bir pazar ve çalışma alanı içinde sadece bir tek konuya odaklanarak bu işi götüreceksiniz? Böyle bir konu seçecek olsaydınız bu ne olurdu?

Niş alanınız ve hedef kitleniz bir alaşımı oluşturan 2 element gibi birbiriyle iç içe geçmiş durumda. O nedenle kime koçluk yapacağınızı da aynı zamanda belirlemeniz önemli.

Umarım bu örnekler kendinize bir niş pazar seçme konusunda sizi daha da aydınlatabilmiştir. Belki henüz çok işin başındasınız ve gerçekten bir alan seçebilecek kadar deneyim ve tecrübeniz yok. Eğer durum böyleyse hızlı bir şekilde çalışmayı arzu ettiğiniz alanlara eğilip ucundan kıyısından girip biraz tecrübe edinin. Size göre olmadığına dair en ufak bir düşünceniz varsa bu alanı bir kenara bırakıp olası diğer alanlara eğilin…

Bu örneklerle birlikte niş alan konusu iyice oturdu umarım. Konuyla ilgili başka sorularınız var mı? Ya da merak ettiğiniz başka konular?

Yorumlar

yorumlar