Hayatımızda gerçekten “istediğimiz” şeylere “Evet!” diyebilmek için bir çok başka şeye kibarca “Hayır!” demeyi öğrenmemiz gerekiyor. Hayır diyeceğimiz şeylerin başında birilerinin bu işle ilgili fikirleri ve baskıları geliyor. Fakat hayatımızda birilerine bir şeylere “hayır” dememiz için bundan başka nedenimiz de var. Bu yazıda “Hayır” diyebilmenin hayatımızın her alanında neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyorum.

Koçlar ve kişisel gelişimciler olarak hepimizin zaten içinde doğal olarak birilerine yardım etme eğilimi var ve bu bir taraftan bizi başarılı kılacak güçlü yönlerimizden birisi olsa da diğer taraftan zaman zaman bizi geri çeken bir tuzağa da dönüşebiliyor.

İçimizde doğal bir şekilde akan “birilerine yardım etme” isteği elbette mesleğimiz bakımından güçlü yanlarımızdan birisi ama  durumunuz “hayır”  demek yerine işkence görmeyi göze almak boyutundaysa ; ve bu nedenle üzerinize kaldırabileceğinizden fazla yük alıyorsanız o zaman bu konu üzerinde çalışmanın zamanı gelmiş demektir.

“Hayır” demek neden önemli:

 

“Hayır!” diyebilmek kendimizi sevmek demektir

Her şeyden önce istemediğimiz şeylere “hayır” diyebilmek kendimizi sevmenin yollarından birisidir.

Çok çok sevdiğiniz birisini düşünün, doğal olarak bu kişiden bazı beklentileriniz olur. Tabii ki bu kişinin sizin hayatınızdaki konumuna göre değişmekle birlikte en temelde ne beklersiniz? İlgi, yani sizinle vakit geçirmesini, birlikte bir şeyler yapmayı, sizinle paylaşmasını, oradan buradan sohbet etmeyi, ondan bir şeyler öğrenmeyi ya da ona bir şeyler öğretmeyi, belki içinden çıkamadığınız bir konu varsa bu konu üzerinde onunla birlikte kafa yormayı, size özen göstermesini, halinizi hatırınızı sormasını, kendi başınıza yapamadığınız şeylerde size yardım etmesini …

Peki, sizin böyle talepleriniz varken bu kişi hep başka birileriyle meşgul oluyorsa, başka birileriyle vakit geçiriyorsa, sizi hep erteliyorsa, başka birilerinin işine koşarken sizi ihmal ediyorsa, sizi aramıyorsa, sormuyorsa, söz verip de yapmıyorsa bu ne anlama gelir?

Bence, bu kişinin hayatında yeteri kadar önemli bir yer kaplamadığınızı ve bu kişinin öncelikli kişisel listesinde pek de üst sıralarda olmadığınızı gösterir. Yani açık konuşmak gerekirse sizi pek de fazla takmadığını, önemsemediğini daha da açığı sevmediğini gösterir… (tabii ki tüm bunlar için başka bir sürü açıklama ve bahane de bulabiliriz)

Başka bir soruya geçerlim:

Başkalarının işlerini düzelteceğim, başkalarını memnun edeceğim diyerek kendi iç sesinizin çağrılarına kulak asmamanız, önceliği hep başka işlere ve kişilere vermeniz, birilerine basitçe “hayır” diyemediğiniz için öz varlığınızı, aslında hiç istemediği ve rahatsızlık duyduğu pozisyonlara sokmanız sizce kendi benliğinize nasıl mesajlar gönderiyordur??

Bu şekilde davranarak öz benliğinize sevgi mesajı gönderdiğinizi sanmıyorum, öyle değil mi?

Kendi fiziksel, duygusal, ruhsal, zihinsel ihtiyaçlarımıza cevap vermek kendimizi sevmenin en güzel ve basit yollarından birisidir.

İçinizden bir ses “hayır, istemiyorum” dediği halde başkasının hatırını daha öne çıkarıyorsanız; bedeniniz çok yorgunum dediği halde siz birileri kırılmasın diye koşturmaya devam ediyorsanız; içinizdeki hayalcinin peşinden gitmek yerine başkalarına konfor sağlamak için çabalıyorsanız içinizdeki insanı küstürüyor olmanız çok yüksek bir ihtimal.

O zaman kendinize dönüp neden sinirli olduğunuzu, neden sürekli yorgun ve gergin hissettiğinizi, neden bir sürü yükün altında ezilmiş gibi hissettiğinizi, neden özgüveninizin yıprandığını, genel olarak neden mutluluk ve tatmin duygusu yaşayamadığınızı hiç sorgulamayın. Cevapların çoğu bu basit “hayır” kelimesini diyememekte gizli.

Enerji dolu, mutlu, tatmin olmuş, huzurlu, kontrollü ve özgüvenli hissetmek istiyorsanız öz varlığınızı ve onun isteklerini, taleplerini, hayallerini öncelikler sıralamasının en üstüne taşımanız ve hiç bir koşulda 1 numaradan daha aşağıya bir yere koymamanız gerekir.

Bunu yapabilmenin en kolay yolu ise duygularınıza ilettiği mesajlara dikkat etmek ve içinizin o ya da bu nedenle onaylamadığı şeylere “hayır” demeye başlamaktır.

 

Kişisel Sınırlarınızı Koruyabilmek ve Güçlendirebilmek İçin “Hayır”

Yapmak istemediğiniz şeyler konusunda insanlara “hayır” demeniz aynı zamanda kendi kişisel sınırlarınızı da koruyabilmenizi ve güçlendirmenizi sağlar.

Özellikle bizim toplumumuzda insanların çoğunun,  kişisel sınırlar konusunda hiç bir sınır tanımadığına siz de defalarca şahit olmuşsunuzdur. Siz başkalarının kişisel sınırlarına saygı gösteren bir kişi olsanız bile insanların için kendi ihtiyaçları kendi konforları ve istekleri çok daha önemlidir. Üstelik sizden olmayacak taleplerde bulunuyor olmalarını çok da doğal karşılarlar. Bunları sizden talep etmekten çekinmezleri hakları görürler.

Akrabaların, komşuların ve hatta arkadaşlarınızın hatırı için ya da onlarla çatışmaktan çekindiğiniz için bir şeylere katlandığınız ya da onların işlerini koşturmak için harcadığınız saatleri ve enerjiyi toplasanız ne kadar yapar acaba? Bu zaman ve enerjiyle kendi hayatınızda başka neleri başarabilirdiniz?

Kimse sizi, sizden daha iyi savunup, koruyup, kollayamaz. Çevrenizdekilerin sizin sınırlarınıza ve size saygı duymasını istiyorsanız, “hayır” diyebilmeyi başararak o sınırları öncelikle sizin korumanız gerekiyor.

Kendi kişisel sınırlarınızı oluşturmaktan ve onları korumaktan siz sorumlusunuz.

 

Duygusal saldırılardan korunabilmeniz için daha sık  “Hayır” deyin

Birileriyle her birlikte olduğunuzda kendinizi kötü hissetmenize neden oluyorlarsa, bu kişilere “hayır” demenin vakti gelmiştir.

Elbette öncelikle onlara nasıl hissettiğinizi anlatmanız ve yapmamaları konusunda onları güzel bir dille uyarmanız önemli.  Ancak buna rağmen size karşı olan davranışları ve tutumları ve size yönelik sözleri düzelmiyorsa ya da düzelecek gibi değilse o zaman en iyisi bu kişileri hayatınızdan tamamen çıkartmak ya da görüşmelerinizi minimuma indirmektir.

Belki de bu kişi ya da kişiler yaşamınızdan söküp atamayacağınız birileri. O zaman da belki en iyisi içinizden bu kişilerden gelen saldırılara sessizce “hayır, benim hakkımda söylediğin bu şeylere katılmıyorum. Bu söylediklerin seni bağlar. Beni incitmene “hayır” diyorum ” demeniz bile yeterli olabilir.

Kendi öz değerimizi belirleyen şey başkalarının bize söyledikleri değil; bizim kendimize söylediğimiz şeylerdir. Başkalarının tüm iyi niyetleriyle bile olsa size söylediklerinden oluşan koroya siz de katılırsanız ya da izin verirseniz; özgüveninizi, cesaretinizi, kararlılığınızı nasıl koruyabilirsiniz ki…

İçsel gücünüzü, yaşama sevincinizi ve enerjinizi korumak için iyi niyetlerle bile olsa sizi yıpratan kişilere kulaklarınızı tıkayıp “hayır” diyerek geçit vermeyin.

 

“Hayır” diyerek enerji ve zaman tasarrufu sağlayın

Zamanımız ve enerjimiz maalesef sonsuz değil. Bir gün içinde sadece 24 saatimiz ve belirli bir enerjimiz var. “Hayır” diyemediğiniz için bu iki kıymetli kaynağımızı sürekli olarak binlerce başka ihtiyaç için harcayarak aslında kendiniz için harcamanız gereken enerjiden çaldığınızı bilmeniz çok önemli.

Kurup geliştirmek istediğiniz koçluk işiniz için zaman ve enerjiye ihtiyacınız var (hem de çok fazla). Her gün işinizle ilgilenmek için belirli bir saat ayırmıyorsanız, ya da kendi işinize bakmak için hiç bir zaman enerjiniz yoksa, nasıl başaracaksınız?

Birilerine, bir şeylere “hayır” demeniz gerekiyor. Bu siz müsait misiniz, değil misiniz diye sormadan çat kapı gelen  ve saatlerce kendini anlatarak sizi yoran bir enerji vampiri olabilir. “Hayır” diyeceğiniz şey  saatlerinizi çalan “dizi” izleme ve sosyal medyada takılma alışkanlığınız da olabilir.

Bir gününüzü ve bir haftanızı nasıl geçirdiğinizi bir gözlemleyin: enerjinizi ve zamanınızı harcadığınız şeyler içinde gerçekten önemli olan, gerçekten vazgeçemeyeceğiniz neler var? Nelere ve kimlere “hayır” demeye ihtiyacınız var?

Hayatınızdaki kalabalığı ve karmaşıklığı sadeleştirin ki asıl yapmak istediklerinize gücünüz ve vaktiniz kasın.

 

Dinlenmenize ve Yenilenmenize Fırsat Yaratır

Hiç bir sürü işin ve bir sürü insanın sizi başka başka yönlere çekiştirdiği “zorunluluklar dağı” altında eziliyormuş gibi hissettiğiniz, herkesi memnun etmeye çalışırken kimseyi memnun edemediğiniz, işleri tamamlayamama korkusuyla stresten karnınıza ağrıların girdiği, yorgunluktan, halsizlikten, tükenmişlikten ayaklarınızı sürümeye başladığınız ama yine de ‘ aman birileri kırılmasın’ diye devam etmeye çalıştığınız günleriniz hatta haftalarınız oluyor mu?

Nasıl ki bedenimizin her gün belirli bir saat uykuya ihtiyacımız varsa bilincimizin de zaman zaman yavaşlamaya, sakinleşmeye, olanları değerlendirmeye, yenilenmeye ihtiyaç duyar. Türkçemizde güzel bir tabir vardır: kafayı boşaltmak. Bekleyen işler yığınına arada biraz daha fazla “hayır” deyin, ve kafanızı boşaltmaya vakit ayırın.

 

Limitlerinizi Zorlayıp Durmak En İyi Sonuçları Doğurmayabilir

“Hayır” diyerek geri çevirmediğiniz için taşıyabileceğinizden fazla yükün altına girmek bu işlerin hiç birisinde iyi bir kalite yakalayamamanıza neden olabilir. İyi işler çıkartmak için üzerinize alacağınız işler konusunda seçici olun.

Örneğin hem bu arkadaşınızla eğitim projesi yapmaya çalışmak, hem diğer tanıdığınızla seminer çalışması yapmaya çalışmak, başka bir arkadaşınızla danışmanlık yapmaya çalışmak, bir başkasına bambaşka bir proje için söz vermek, bunların birini bile doğru düzgün yapamamakla sonuçlanabilir. Üstelik stres, baskı ve suçluluk duygusu altında ezilmenize neden olur

Son derece cazip gibi görünen bir sürü teklif alabilirsiniz. Bunların hepsine birden “evet” diyerek bölünüp parçalanmaktansa, sizi ileriye taşıyacağınıza inandığınız en güvenilir iş üzerinde yoğunlaşın.

Diğer tekliflere basitçe bir “teşekkür ederim ama hayır” demek dünyanın sonunu getirmez.

 

Sonradan daha zor durumlarda kalmamak için baştan “Hayır” deyin

Hiç söz verip de gelmeyen, yapacağım dediği halde sizin için önemli olan ricalarınızı ortada bırakan tanıdıklarınız oldu mu? Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

İşte siz de bu tanıdıklarınız gibi olmayın. “Hayır” diyemediğiniz için, aslında yapamayacağınız işler için söz vermeyin. Arkadaşınızın doğum gününe gidemeyecekseniz uygun bir dille “hayır” deyin. Sözünü tutmayan, ne yapacağı belli olmayan, güvenilmez ya da aldığı işleri teslim etmeyen birisi konumuna düşmeyin.

 

Başkalarının Kendi Sorumluklarını Üstlenmesine İzin Verin

Herkesin işinizi göreceksiniz diye onları tembelleştirip kendinize bağımlı hale getirmeyin. Çünkü bir süre sonra sizin kendi işleriniz yoğunlaştığında bir sürü sorunla karşılaşabilirsiniz.

Bizim toplumumuzda örneğin annelerin bir saçlarını süpürge etme eğilimi vardır. Çocuğunuzun (ve hatta eşinizin) tüm “angarya” işlerini üstlenerek onlara iyilik yapmadığınızın farkına varın. Siz, onlar adına her şeyi yaparak, kendinizi belki de tatmin ediyor olabilirsiniz. Fakat, özellikle çocuğunuzun kendi sorumluluklarını yerine getirmesine engel olarak, onu hayata doğru bir şekilde hazırlıyor musunuz?

İşe yarıyor hissetmenin çok daha etkili ve verimli yollarını araştırın.

Aynı şey iş yaşamı için de geçerli belki bütün işleri siz kontrol etmek ve yapmak istediğiniz için masanıza gelen her şeye “evet” diyorsunuz; belki de işinizde sorunlara neden olacağını düşündüğünüz için uygun bir dille “hayır” diyemiyorsunuz. Her halükarda başkalarının kendi sorumluluklarını üstlenmesini sağlamanın en etkili yolu öncelikle sizin,  görev tanımınızda olmayan işlere “hayır” demeniz.

Koçluk bağlamında bakarsak danışanlarınızın hayatlarını yönetmek, kararlar almak, ya da işlerini, ödevlerini onlar adına yapmak kesinlikle iyi bir fikir değildir.

Danışanınızdan onu yönlendirmeniz, ona ne yapacağını söylemeniz konusunda baskı görseniz bile kırmadan “hayır” diyebilmeli ve kendi hayatlarının sorumluluğunu almalarına izin vermeniz gerekir. İyi bir koç olmanın temel şartların da biridir bu aynı zamanda.

 

İnsanların Size ve Yaptıklarınıza Daha Fazla Değer Vermesi İçin

Arada “Hayır” diyebilmek insanların sizi her an ellerinin altlarındaki bir acil durum düğmesi gibi görmesinin önüne geçer. Ağzınızdan arada sırada çıkacak olan bir “hayır” kelimesi, inanın ki sizi daha kıymetli hale getirecektir. Çünkü o zaman karşınızdaki sizin her zaman “evet” demeyen birsi olduğunuzu ve “evet” dediğiniz zaman bunun gerçekten bir anlamı olduğunu bilir. Size kendi özel emir eri muamelesi yapmaz, zamanınızın kıymetli olduğunu anlar.

Arada “hayır demek “evet” lerinizi daha kıymetli hale getirir.

 

Dozunu Aşmış İyilik Yapma İsteğini Yönetmenize Yardım Eder

İyilik yapma ve çevresine faydalı olabilme isteği içinizden doğal olarak akan güçlü bir yönünüz olabilir. Ancak her şeyi aşırısı gibi bunun da fazlası hem size hem de çevrenize zarar vermeye başlamışsa daha sık “hayır” diyebilmenin vakti gelmiştir.

İçinizdeki iyilik meleğini yönetebilmenin yollarını anlattığım yazımda özellikle bu konuya işlemiştim. İçinizde durdurulamaz bir yardım meleği olduğuna inanıyorsanız özellikle o yazıyı okumanızı isterim.

 

Hedeflerinize Daha Kısa Sürede Ulaşabilmek İçin

Hem kendi yaşamımda hem de müşterilerimin yaşamlarında gözlemlediğim bir olgu bu. Kendimize hedefler koymak ve doğru bir şekilde hedef koyabilmek elbette başarı için şart. Fakat iş hedefleri koymakla bitmiyor. Bir hayalimizi hedef haline getirmek demek başka başka şeylere “hayır” diyerek kendi hedefimiz için yer açmak demektir.

Başka bir deyişle kendi hedeflerimiz üzerinde çalışabilmek için yaşantımızda diğer bazı şeylere (istemeye istemeye de olsa) “Hayır” dememiz gerekiyor. Yaşamınızın normal rutini içinde daha önceden var olmayan bir şeyi (yeni bir hedefi) bu yaşamın içine sokabilmek için alan açmamız gerekiyor. Bu alanı yaratmanın başı da önceliklerimizi iyi belirleyerek bizim için asıl önemli olan şeylere odaklanmak ve diğer şeylere “hayır” diyebilme gücünümüze bağlı.

 

Bütün bu anlattıklarımı bir cümleyle özetlemek gerekirse ” kendi hayatınıza daha fazla “evet” demek için; başka şeylere ve başka kişilere “hayır” demeyi seçmemiz gerekiyor. Önümüzdeki hafta bunu nasıl başaracağımızı anlatacağım.

Siz hayır deme konusunda ne durumdasınız? Yorumlarınızı bekliyorum.

Ayrıca yazıyı sosyal medyada paylaşırsanız çok sevinirim.

Yorumlar

yorumlar