2016’nın ikinci haftası da geride kaldı ve işte bu hafta hedeflerimle ilgili yaptığım işlerin değerlendirmesi. Belki de bu yazının başlığı “işler istediğin gibi gitmese de moralini bozmak yok” olmalıydı 🙂

 

 Web/ Blog/ Sosyal Medya Hedeflerim:

Değerlendirme:

Geçen hafta önüme koyduğum işleri değerlendirmekle işe başlayayım:

Demişim ki

Bu hafta görünür kısımlardaki işleri tamamlamayı hedefliyorum. Ana sayfa, hakkında, hizmetler ve üyelere özel sayfalarının içeriklerini Ocak sonuna kadar tamamen yenilemiş olmayı istediğim için bu işleri yapıyor olacağım ve elbette ki yazılara devam edeceğim.

 

Özet:

11’inde hedeflediğim gibi yazımı yayınladım. Bir de spontane bir şekilde gelişen bu yazı dizisine başladım. Ana sayfada düzeltmelerini yaptım. Web sitesinde “Ürün ve Hizmetler” bölümü üzerinde çalışıp yayına soktum. Eski projelerimi ve çalışmalarımı gözden geçirdim. (Bir tür nerde kalmıştık! çalışması yaptım) Kendi koçluk işimin geleceğiyle ilgili yeni değerlendirmelerde bulundum.

 

İşimin yönü konusunda yeni farkındalıklar & düşünceler:

 

Bu hafta site içeriği ile ilgili yapmayı planladığım çalışmalar beni kendi koçluk işimin gidişatını yeniden gözden geçirmeye itti.

Biliyorsunuz, uzun bir aradan sonra ilk yazımda bundan sonra daha çok kişisel gelişime (ve doğal olarak yaşam koçuğuna) ağırlık veremeyi düşündüğümü yazmıştım.

Fakat hafta içinde eski çalışmalarımı ve projelerimi tuttuğum klasörleri incelmeye başlayınca “koçluk işimiz” üzerine ne kadar çok emek harcamış olduğumu gördüm. Ayrıca bu konuları ne kadar çok sevdiğimi hatırladım.

 

Kendi iş planımı, hedef kitlemi, bu hedef kitlesine ait personaları, hedef kitlemin ihtiyaçlarını ve bu ihtiyaçlara uygun ürün fikirlerimi, eğitim firiklerimi, tamamlamış olduğum ama hayat geçirememiş olduğum diğer projelerimi, yarım kalmış eğitimlerimi ve koçluk paketlerini inceledim…

 

…. bu konuda, yani serbet meslek sahibi birer girişimci olarak kendi işimizi kurmak ve geliştirmek konusunda anlatamamış olduğum ve daha anlatmak istediğim ne kadar çok şey olduğunu gördüm.

…. söylemek istediklerimin hiç de bitmemiş olduğunu, daha anlatmak, paylaşmak, öğretmek istediğim çok falza bilginin ve konunun olduğunu fark ettim…

 

Bir çalışma yapmışım örneğin; “Başlık belirleme çalışması”, 8 sayfalık, yaklaşık 90-100 civarında yazı başlığını alt alta yazdığım bir çalışma . Konu başlıklarından bazıları şöyle:

 

  • Hedef kitlenizin istediği şey sizde var mı?
  • Koçluk Girişimleri Neden Suya Düşüyor? İşte Nedenleri!
  • Bu 5 Koçluk Hatasına Düştüyseniz Ne Yapmalı?
  • Müşterinizi Kaçıracak 3 Temek Hata!
  • Danışanlarınızın Ne İstediğini Anlamanın En Kolay Yolu

Vallahi, kendi yazdığım başlıkların içeriğini merak ettiğim saçma bir pozisyonda buldum kendimi 🙂

O yüzden bu koçluk işi üzerine yazmaya ve çalışmaya devam etme kararı aldım…

 

Site ve Blog Çalışmaları:

 

Bu arada size çalışmak istediğiniz hedef kitlenizi bilmenin ne kadar önemli olduğunu gösterecek bir örnek vermeden geçemeyeceğim.

“Yaşam koçluğu ve genel olarak kişisel gelişim” dediğim andan itibaren şu son 15 gündür çektiğim işkenceyi ve üretim kabızlığını tarif edemem.

Sanki bataklık kuma saplanmış gibiydim. Etrafımı görmeme rağmen hareket edemiyormuş gibi. Neden?

Çünkü belirli bir alanda iyi bir bilgi birikiminiz olsa bile,  doğru şeyleri üretmek için kiminle konuştuğunuzu (hedef kitlenizi) bilmeniz gerekiyor.

Odağımı, “kişisel gelişim” gibi geniş bir konudan “koçlar için iş geliştirme” diye başlıklandırdığım niş alanıma çevirdiğimde ise bir anda yeniden sert toprağa çıkmış gibi oldum. Adeta adımlarım hem sağlamlatı hem de hızlandı.

Çünkü kimin için ne yaptığım konusu kafamda yeniden netleşiverdi. Üzerinde sayfa sayfa çalışmış olduğum için kiminle konuştuğumu, kime hitap ettiğimi, ne anlatmak istediğim, hedef kitlemin neye ihtiyacı olduğunu kestirebildiğim bir konuma döndüm.

O nedenle koçluk işimiz üzerine yazmaya ağırlık vererek devam etmek istiyorum. Siz ne dersiniz? Bu dalgalanmaların birer okuyucu olarak sizde nasıl bir etki bıraktı, örneğin?

 

Nişime geri dönme konusunu böylece karara bağladıktan sonra sitedeki “Ürün ve Hizmetler” bölümünü yenileyip güncelledim.

Siteyle ilgili görünürdeki işlere buradan başladım çünkü sizin de takdir edeceğiniz gibi dükkanı açıp içine ürün koymadan satış yapmayı beklemek saçma olur değil mi? 🙂

Madem yeniden çalışmaya başladık. Öncelikli işlerden birisi rafların tozunu almak, ürünleri gözden geçirip yenilemek olmalı.

Dolayısıyla bu durumu yantısacak şekilde ürün ve hizmetler kısmına deneme koçluğu önerdiğim sayfayı ve 100 Koçluk yap eğitimini koydum. Ayrıca bu eğitimi 3-4 aylık bir koçluk paketi olarak hazırlıyordum. O çalışmayı da tamamlayıp ekledim.

Geçen hafta performans kriterleri olarak belirlediğim fakat en azından Şubat sonuna kadar fiilen üzerlerinde çalışmayı düşünmediğim rakamlara da son olarak bir göz atmakta fayda var.

Neden üzerinde çalışmayı erteledim?

Çünkü, şimdilik önceliğim gemiyi doğru rotaya sokup otomatik pilota alabileceğim bir konuma gelmek. Ancak ondan sonra bu kriterler üzerinde ince ince çalışmaya başlayabilirim.

 

Web Sitesi

Geçen hafta tahmin ettiğim gibi, siteye giren kullanıcıların sayısıında, sayfa görünümlerinin sayısında azalma oldu. Böyle bir düzeltmeyi zaten bekliyordum. Tabii ki bunda pazartesi yayınladığım yazının iyi performans gösterememiş olmasının da etkisi var diye düşünüyorum.

Aşağıdaki tablodan alabileceğim en güzel haberi ise sağ taraftaki pasta grafikler açıklıyor. Sayfaya girişlerin sayısı azalmış olabilir ama geri dönen okuyucuların sayısında iyi bir yükselme var. Ayrıca sayfalarda geçirilen ortalama okuma süresi artmış ve hemen çıkma oranı da %10 civarında düşmüş.

Bu şu demek siteyi ziyaret eden kişilerin içinde daha fazla sayıda “doğru” kişi var. Bu da elbette milyonlarda alakasız kişinin gelip geçtiği bir yer olmaktansa hedeflediğim kitleye daha iyi ulaşabildiğim ve onların ilgisini çeken içerikler oluşturabildiğim anlamına geliyor.

 

2016 2 hafta web

 

E-Bülten

Bu haftaki yazının düşük performans gösterdiği e-bülten performansından da belli.

Tabii ki burada performansı düşüren yazının içeriği mi yoksa yazının başlığı mı o da tartışılır.

 

Bir önceki haftanın e-bültenini 213 kişi açmış ve bunlardan 156 kişisi yazının başlığına (Değişemiyorsan 3 Temel Nedeni Var) tıklayıp okumuştu.

Bu haftaki e-bülteni daha fazla kişi 230 kişi açmış olmasına rağmen yazı için sadece 87 tıklama var. Neredeyse yarı yarıya düşüş.

Ben buradan şu mesajı alıyorum: Bu haftaki yazının başlığı (Daha Fazla Fiziksel, Zihinsel, Ruhsal Enerji İçin 8 Yol)

pek ilginizi çekmemiş. (Gerçi yazı da en gurur duyduklarım arasında değil açıkçası) Gerçi o kadar acımasız olmayayım, belki de sorun görseldedir. Çünkü yazının görselini de çok beğenmeden koydum.

 

Neyse önümüzde kocaman bir yıl var. Sene sonuna doğru, yazı performansları konusunda çok daha fazla veri olacak elimde.

 

2016 2 hafta ebulten

 

Facebook

 

Yazıya çok fazla ilgi gelmediğini aşağıdaki tablodan da anlayabiliyoruz. Ancak burada da sevindirici olan bir taraf var. O da şu ki sayfa 17 yeni beğeni almış!

2016 2 hafta facebook

 Önümüzdeki hafta iş hedeflerim, tamamlamak istediğim işler:

– Yayın takvimi üzerindeki çalışmamı tamamlayıp, neyi ne zaman yayınlayacağımı netleştirmek.

– Site ana sayfası için yeni bir görsel çalışmak ve koymak

– Hakkımda sayfasını gözden geçirip güncellemek

– Pazartesi günü normal yazımı ve çarşamba günü de söz verdiğim Ketojenik diyeti anlatan yazımı yayınlamak
Gelelim beslenme ve Ketojenik diyet konusundaki hedefimi değerlendirmeye:

 

Ketojenik Diyet Uygulamam:

 

Değerlendirme:

 

=>  Bu hafta da ketojenik diyetin kuralları bağlamında bir kaçak yapmadan haftayı tamamladım.  Ispanaklı pidelerin piştiği, kabak tatlılarının yapılıp yendiği koşullarda zorlanmadan, iştahımı irade kullanarak kontrol altında tutmak zorunda kalmadan haftayı atlatmış olduğum için çok mutluyum.

 

=>  Bu haftaki en büyük zorluğum önceden yemek planlaması yapmadığım ve yeteri kadar yemek pişirmediğim için bazı öğünleri uydurma çözümlerle geçiştirmek zorunda kalmış olmamdı.

 

=> Bu hafta enerji anlamında çok fazla dalgalanma yaşamadım. Sadece hafta ortasında böbreklerimi üşüttüğüm akşam fiziksel olarak zor geçti. Neyse ki hasta falan olmadım ki en son ne zaman grip, nezle olduğumu hatırlamıyorum. En azından bu kış henüz olmadım. (Bunu da bir kenara not etmiş olayım, bakalım ne kadar uzun süre  hasta olmadan kalacağım…)

=>Kilo konusunda bu hafta hiç bir değişiklik yok.

Başlangıç kilom: 79,6 kg

Haftayı bitirdiğim kilo: 79,6 kg

 

Tam da bu noktada hedeflerimizi doğru koymanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha yaşayarak öğrenmiş oldum. Çünkü;

Ana odak noktam, bu diyeti yaparak asıl ulaşmak istediğim hedef mümkün olduğu kadar stabil bir enerji düzeyini gün içinde ve takip eden günler boyunca da koruyabilmek.  “3 gün enerjik 5 gün yataktan çıkamadığım” durumlara geri dönmeden devamlı bir şekilde iş görebileceğimden emin olarak “normal yaşantıma” geri dönebilmek.

Geçen hafta da belirttiğim gibi hedefim “1 sene boyunca ketojenik diyet uygulamak ve sonuçlarını değerlendirmek”

Hedefim bu olduğu için kilo konusuna kafayı takmış değilim.

Dikkatimi verdiğim konu doğru besleniyor muyum ve sağlıklı hissediyor muyum?

Elbette ki üzerimdeki fazla kiloları vermek istiyorum. (Ne kendimi ne sizi kandıracak değilim!) Ama tek ve yegane hedefim kilo vermek olsaydı inanın bu sabah tartıdan indikten sonra epey zor günler beni bekliyor olabilirdi.

=> Bununla birlikte bu hafta kilo kaybı yaşamamış olmamın altında yatan nedenleri de araştırmakta ve gerekiyorsa düzeltmekte fayda var: Dolayısıyla bununla ilgili fikirlerimi de sıralamak istiyorum:

– Yaptığım ketojenik diyet tarafından yasaklanmamış olsa dahi bende rahatsızlık yarattığını bildiğim domates ve peyniriden uzun süredir yemediğim kadar çok tükettim. Bunlar vücutta yangıya neden olup su tutmasına neden olmuş olabilir.

– İkinci bir neden de dediğim gibi iyi bir yemek planlaması yapmadığım için geçiştirdiğim öğünler olabilir. Burada kalori sınırlandırıcı bir diyet yapmıyorum. Dolayısıyla almam gerekenden daha az kalori aldıysam bu da vücudu “rezervleri tut” moduna geçirmiş olabilir.

=> Üçüncü bir neden de bedenin kendini ayarlıyor olması olabilir. Çünkü geçen hafta da söylediğim gibi 1 hafta için 2,7 kg çok yüksek bir rakamdı. Belki de yeni ketonejik duruma alışmak için başka konulara çalışıyor. Kilo vermeler sırasında böyle durmalar yaşanması normal. Dolayısıyla bekleyip, gözlemlemeye devam edeceğim.

=> Kilo verememe nedeni her ne olursa olsun, diyeti aynen yapmaya devam edeceğim. Çünkü kilo verme açısından bakıyor olsak bile elimizde bir hafta verdiğim 2,7 kg bir verme sonucu ve bir de hiç vermemiş olma sonucu var. Sadece 2 veriye dayanarak değişiklik yapamak kesinlikle acelecilik. Daha fazla gözlem ve veri elde etmeye ihtiyacım var.

 Önümüzdeki hafta beslenme hedeflerim ve yapılacak işlerim:

1- Hafta sonu yine birkaç saatimi ayırıp bütün hafta için önden yemek pişireceğim. Yeniden yemeksiz kalıp, ne yesek krizi yaşamak istemiyorum.

2- Yediklerimi not alacağım. Bakalım belki de benim gözümden kalan birşeyler var.

3- Hedef olarak koymak istemiyorum ama ay sonunda 4 kilo vermiş olma hedefime ulaşacaksam bu hafta 0,650 gram vererek aşağı yukarı 78,9 – 79 kiloda tamamlamam gerekir.

Bakalım göreceğiz 🙂

Siz bu hafta hedefleriniz için yaptığınız işleri değerlendirdiniz mi? Hedeflerinize ulaşma konusunda siz neredesiniz?

(not: haftalık hedef takibi ve gözden geçirmelerimin tam listesine buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

yorumlar