Geçen haftaki yazıda hedeflerimizi belirlerken beynimizin izlediği doğal yolun ilk aşamasını konuştuk: hedefin amaç ve kurallarının netleştirme. Bu hafta konuya devam ediyor ve hedef belirlemenin ve bu hedefe ulaşmanın diğer aşamalarına bakıyoruz.

 

Bir kere hedefimizin amacını ve kurallarını belirlediğimizde beynimiz kendiliğinden planlama aşamasına geçer. Bu planlamanın ilk kısmında ise görselleştirme vizyon oluşturma vardır:

 

2- Zihinde Canlandırma/ Görselleştirme Aşaması

Görselleştirme/ vizyon oluşturma o kadar hızlı bir süreçtir ki muhtemelen geçen hafta “akşam yemeği” ya da “koçluk yapma” hedeflerinin altında yatan maksatları araştırırken eminim her bir şık için siz daha fark bile edemeden kafanızda birer görsel şekillenmiştir.

Gönüllü olarak koçluk yapmak istiyorsanız başka bir resim, kurumsal koçluk yapacaksanız başka bir resim, koçluk paketinizi oluşturmak ve test etmek için ise belki başka bir resim oluştu.

Bu resim oluşturma sürecinin çok önemli bir nedeni var:

 

istediğimiz sonuç ne kadar içimize sinecek, hasıl hissettirecek bunu görmek, hissetmek, kavrayabilmek ve 

peşinden koşacağımız “doğru resmi” tespit etmek!

 

Bu sırada zihnimizden geçirdiğimiz değişik görüntülerin, oluşturduğumuz hedefin nihai haline ne derece benzediğini karşılaştırmaya çalışırız. Kendimizi o akşam yemeğinde masada otururken hayal ederiz. Bu görselleştirme daha bu hedefimize dönük bir tek eylem adımı atmamışken bile bize istediğimiz ve/veya istemediğimiz sonuçlarla ilgili bir çok bilgi verir.

Örneğin – geçen haftaki akşam yemeği örneğinden devam edecek olursak- sushi yemek ilk anda size çok cazip bir fikirmiş gibi gelse de kendinizi müşterinin ya da sevgilinizin karşısında hayal ederken çubuklarla boğuştuğunuz bir görüntünün ortaya çıkması fikrinizi muhtemelen değiştirecektir.

Bu şekilde resmi sürekli değiştirerek alsında bir çok kuralı da şekillendirmiş oluruz.

Normalde saniyeler içinde gerçekleşen bu işlemi daha büyük çaplı hedeflerimizin için biraz üzerinde vakit geçirerek bilinçli bir şekilde yapmamız, hedefimize ulaşmamız açısından çok önemli.

(Bu aşama “vizyon oluştur gerçekleşsin” diyen “Sır” (secret) sürecine de çok benziyor. )

 

Yapmamız Gereken Şey:

  • bilinçli bir şekilde kafamızda oluşan görüntülerin içimize sinen ve sinmeyen kısımlarını ayırt etmek;
  • Oluşan resimleri içimize sininceye, rahat edinceye kadar değiştirmek ve şekillendirmek;
  • Kafamızdaki kuralları nereye kadar esnetebileceğimizi araştırmak;

 

Örneğin şu anda “koçluk yapmak” hedefiyle ilgili kafanızdaki ideal resim iki kişinin karşılıklı olarak asla rahatsız edilmeyecekleri güzel, şirin bir odada konuşuyor olması olabilir. Fakat siz mevcut koşullarınızda bu resimdekine benzer bir oda bulamıyorsanız belki de yapmanız gereken şey o odayı buluncaya kadar beklemek yerine “koçluk odası” konusundaki kuralınızı (sınırlandırıcı inancınızı) değiştirmek olabilir. Bir koçluk seansının o odada olduğu kadar ve hatta ondan daha verimli bir şekilde bir cafede ve hatta deniz kenarında yürüyüş yaparken/ bankta otururken gerçekleştirilebileceğini kafanızda görüntüleyebildiğiniz anda işler sizin lehinize tamamen değişmiş olur.

Artık koçluk yapmak için illa da bir odaya sahip olmanız gerektiği fikrinden kurtulduğunuza göre hedefinize giden yolda bir çok olasılığın kapısını açtınız demektir.

Unutmayın, burada önemli olan hedefinizden sapma göstermeden kafanızdaki resim ile mevcut şart ve koşullarınızı örtüştürmesini sağlamaktır. Yoksa canlandırma dediğimiz şey sizin gerçekliğinizden ve içinde bulunduğunuz koşullardan tamamen uzak uçuk kaçık hayaller kurmak değildir. Sizin dünyanız ile bir şekilde bağlantıda olması gerekir ki oraya giden yolu takip edebilesiniz.

Bu canlandırma ve şekillendirme işi bittiğinde beynimiz bir anda yüksek bir şelaleden akan su gibi hızlanmaya ve çok hızlı bir şekilde fikirler üretmeye başlar.

 

3- Beyin Fırtınası Aşaması

Ne tür bir çıktı elde etmek istediğimiz konusu netleştiğinde beynimiz ne yapar? Neyi düşünmeye başlar?

Akşam yemeği örneğine geri dönersek; diyelim ki bu yemeğin amacı yurt dışından gelen müşterilerimizi ağırlayacağımız bir iş yemeği olsun:

– Yemeğe zaman gidelim?

– Gideceğimiz yer açık mı?

– Kalabalık olur mu?

– Hava ne durumda olacak?

– Müzik nasıldır? Yüksek? Alçak?

– Kıyafetim ne olacak? Hangisini giysem?

– Saçımı yaptırayım mı?

– Öğlen yemeği geçiştirip kuaföre mi gitsem?

– Arabada benzin var mı?

– Misafirler yeri bulabilir mi?

– Kendim mi almalıyım? Taksiyle mi gelseler? Şoför mü göndersem?

– Ne yemek isterler? Sevdikleri sevmedikleri şeyler var mı?

– Kimin arabasıyla gidilecek?

– Ne kadar aç olacağım?

 

Bu yağmur gibi sorular bir beyin fırtınasının habercisidir!

 

Bu sorular, henüz gerçekleşmemiş bir çıktıyı gerçekleştirmeye niyet ettiğiniz andan itibaren oluşan doğal bir yaratıcı sürecin parçasıdır. Burası planlamamızın “nasıl” kısmıdır.

 

Beynimiz bu düşünme işini rastgele ve doğaçlama şekilde yapar. Hızlı bir şekilde yemeğe gitmenin pek çok yönü zihnimizde netleşiverir.

Bunları bir yere yazmak zorunda kalmayız. Elde etmek istediğimiz sonucun bir versiyonu zihnimizde bir yerde canlıdır.

Tam da bu noktada biz araya girerek beynimizin bu işi rahat rahat bitirmesine engel oluruz. Henüz bu yaratıcı beyin fırtınası bitmeden. Üretilen fikirleri “iyi, “kötü”, “uygulanamaz” vs diyerek etiketlemeye başlarız. Burada dikkat edeceğimiz nokta fikrilerimizi yargılamadan akıp ortaya dökülmelerine fırsat vermektir.

Konuyla ilgli yeteri miktarda fikir geliştirdikten sonra beynimiz bunları düzenler ve tasnif işine girişir.

 

4- Düzenleme & Tasnif Etme

 

Beynimiz hedefimizin her yönünü öncelik sırasına, önem sırasına, aciliyet sırasına göre vs. düzenleyemeye ve tasniflemeye başlar.

Almak istediğiniz sonuç ile ilgili yeterli sayıda düşünce ürettiğinizde ister istemez bunları alt projelere (alt hedeflere) göre, öncelikler ve olayların gidişat sırasına göre dizeriz.

Önce şunu yapmalıyız, sonra bunu halletmeliyiz.

Önce restoranı arayayım yer var mı diye?

yoksa

önce yemeğe çıkacağım kişiye / kişilere mi sorayım uygun olup olmadığını?

Önce müşteri yemeğe çıkmak istiyor mu öğrenelim, sonra restoranda yer var mı bakalım.

“Koçluk yapmak” hedefimizden örnek vermek gerekirse. Diyelim ki öğrendiğiniz koçluk tekniklerini pekiştirmek için gönüllü koçluk yapmaya karar verdiniz. Belki bir beyin fırtınası yapmadan önce tek seçenek olarak çevrenizdekileri haberdar etmeyi düşünüyorsunuz. Fakat eğer öğrenmek için gönüllü olarak çalışacaksanız çevrenizdeki pek çok dernek, kurum ve kuruluş sizinle çalışmaya sıcak bakacaktır.

Bu seçeneklerin arasından hangisiyle başlamalısınız? Bu kuruma başvurmadan önce hangi hazırlıkları yapmalısınız?

İşte bu aşamada ayağımıza taktığımız çelme genellikle bu sıralamayı doğru yapmamaktan ya da yapamamaktan kaynaklanıyor. Şöyle ki:

Danışanım olan koçların nerede zorlandıklarını araştırdığımızda bakıyoruz ki örneğin gönüllü koçluk yapmak için bir yerlere başvurmadan önce web sitesinin işler hale gelmesini bekliyor. Oysa bir web sitesine sahip olmasa bile her yerde çok kolay bir şekilde koçluk yapabilir. Burada belli ki sıralamada bir dizilim hatası bir mantık hatası oluşmuş. Bu sıralamayı düzene soktuğumuzda bir bakıyoruz ki işler sihirli bir değnek değmiş gibi düzene giriyor.

Önce-sonra, önemli-önemsiz, acil-acil olmayan vs gibi bir çok kritere göre fikriler sıraya girdiğinde geriye yapılması gereken fizikse eylem adımlarını tanımlamak ve bunları yapmaya başlamak kalıyor.

 

 

5- Bir Sonraki Eylemi Tespit Etmek/ Tanımlamak/ Saptamak

 

Yukarıdaki aşamaların hepsi tamamlandığında artık geriye kafanızda oluşturduğunuz planı sırayla eyleme geçirmek kalır ve örneğin akşam yemeği için telefonlar açmaya, mesajlar atmaya başlayıveririz.

 Kafamızdaki sonucu “gerçekten” gerçekleştirmek üzere atacağımız bir sonraki adıma odaklanırız.

Eğer iyi bir planlama yaptıysanız hangi adımları hangi sırayla atacağınızı zaten net bir şekilde bilerek hareket etmeye başlamışsınızdır demektir. Ancak bu aşamada da karşımıza bazı sinsi sorunlar çıkar.

Örneğin bazen şöyle şeylerle karşılaşıyorum:  koçluk yapmak ya da koçluk işi kurmak akşam yemeğinden çok daha komplike olduğundan; koçun kendisi ise yeteri kadar bu konuda tecrübeli olmadığından hedefine ulaşması için gereken eylem adımlarını tanımlamakta zorluk çekiyor. 

“Tamam, bundan sonra yapmam gereken ilk iş ne? Sonraki iş ne?”

Bu soruyu sormadığı için hedefine götürecek başka bir hedefin içinde sıkışıp kalıyor.

Bu durumda yapılması gereken şey ne kadar ufak olursa olsun bütün adımlarının üzerinden tek tek gitmek ve arada unutulmuş bir eylem adımının olup olmadığını tespit etmek.

Çünkü mesela kişi koçluk için çeşitli tanıtım toplantıları düzenlemek istiyor. Buralarda kendi kartını dağıtmanın iyi bir fikir olduğuna karar vermiş. Fakat bu kartvizit olayını aşamadığı için bir türlü toplantı işine girişemiyor. Sorularla konuyu açtığımızda fark ediyoruz ki koç “kartvizit” konusunu başlı başına bir proje ve hedef olarak ele almıyor o nedenle de bu konuda da tıkanıp kalmış.

Burada da kafasındaki resimle realite ve koşullar uyuşmuyor. Örneğin işe nereden başlayacağını bilemiyor. İlk eylem için kafasında bambaşka bir resim var.  Bir kartvizit sahibi olmak için mutlaka bir grafik tasarım çalışması yaptırması gerektiği gibi bir kural var kafasında. Bunu karşılayacak bütçesi de olmadığı için konu burada paraya dayanıp tıkanmış gibi görünüyor… Halbuki bir kartvizitin üzerinde adınızın, yaptığınız işin ve iletişim bilgilerinizin olması yeterli.

Yapması gereken ilk işin bir matbaa bulup kartvizit örneklerinden birini seçmek ve uygun fiyata şu anda işini görecek bir kartvizit bastrmak olduğunu netleştirdiğimizde bir bakıyorsunuz ki eylemler arka arkaya gelmeye başlıyor ve ilerleme kaydediyor.

Demek istediğim; eğer eyleme geçemiyorsanız, bir konuda takılıp kalıyorsanız yukarıdaki bu aşamaları tek tek araştırın mutlaka buralarda bir yerlerde takılmışsınızdır.

 

Hedefinize giden yolda ne kadar önemsiz bir ayrıntıymış gibi görünürse görünsün atmanız gereken bir sonraki eylem adımını, yapmanız gereken bir sonraki işi net bir şekilde biliyor musunuz?

 

Hayatım boyunca öğrendiğim en kapsamlı, aynı zamanda en basit ve aynı zamanda hayatımın her alanında kaliteli sonuçlar üretmemi sağlayan en sistematik bilgi topluluğu David Alen’ın Getting Things Done (yani İşleri Bitirme) sistemi oldu. Bu hedef belirleme ve gerçekleştirme sistemine yürekten inanıyorum. O yüzden hedeflerle ilgili bu tekniği size iyi bir şekilde anlatabilmiş olmayı umuyorum.

Çünkü iş planımızın ve işimizin kalbinin attığı yer hedeflerimiz. Aksiyon aldığımız, eyleme geçeceğimiz yer burası. Üzerinde fiilen çalışabileceğimiz hedeflerimizi oluşturamadığımızda vizyonumuz, misyonumuz ve hatta iş değerlerimiz de içi boş birer karalama olarak kalır. Tüm bunların içini dolduracak olan işimizin içine nefes üfleyecek güç hedeflerimizde ve onlara dair planlarımızda var.

Haftaya hedeflerimizi ulaşma konusundaki diğer önemli nokta üzerinde duracağım: hedeflerimizi takip edip değerlendirme yapabilmemizi sağlayacak sağlam ve güvenilir bir sistemi kurmak

Benim kendi kişisel yaşantımda devrim yaratan bu tekniği yeteri kadar açık ve net anlatabildim mi? Benim mantığıma cuk oturan bu teknik size de mantıklı ve anlamlı geldi mi? Aklınıza yattı mı? Okurken kendi hedeflerinize uygulayabildiniz mi? 

Yorumlar

yorumlar